15° Açık
  • EURO
  • DOLAR

İnşaat sektörünün önü Türkiye’de kapanmaz!

İnşaat sektörünün önünün kapanmayacağını, en kötü döneminde durgunluk olabileceğini herkes konuşuyor, İşte şimdi o günleri yaşıyoruz” “İnşaat sektörünün önünün Türkiye’de kapanması söz konusu olamaz.” Sektörde en kötü günde duraklama olacağını, şu anda da böyle bir duraklama sürecinden geçildiğini söyleyebiliriz. Dünya bizim üzerimizden Ortadoğu’yu şekillendirme noktasında bir elbiseyi bize giydirmeye çalışıyor. Biz de giymemeye çalışıyoruz. Bunun […]
Dünya - 18 Haziran 2019 13:10 A A

İnşaat sektörünün önünün kapanmayacağını, en kötü döneminde durgunluk olabileceğini herkes konuşuyor, İşte şimdi o günleri yaşıyoruz”

“İnşaat sektörünün önünün Türkiye’de kapanması söz konusu olamaz.” Sektörde en kötü günde duraklama olacağını, şu anda da böyle bir duraklama sürecinden geçildiğini söyleyebiliriz.

Dünya bizim üzerimizden Ortadoğu’yu şekillendirme noktasında bir elbiseyi bize giydirmeye çalışıyor. Biz de giymemeye çalışıyoruz. Bunun verdiği korku, tedirginlik…. Dünyada en korkak olan şey paradır; tavşandan bile korkaktır. Paranın hareket kabiliyetinin nötr noktaya geldiği günlerdeyiz. Gerekçesi de bu… Dışarıdan para gelmesi gerek. Türkiye’deki sermayeyle bu sektörü harekete geçiremezsiniz. Dışarıdan para da bu ortamda gelmek istemiyor. O zaman bu durağan ortamı yaşamak zorunda kalıyoruz. Umuyor ve bekliyorum ki bu çok uzun sürmez. Bu, giydirilmek istenen elbiseyi giyecek miyiz giymeyecek miyiz ya da ne kadarını giyeceğiz, onunla bağlantılı. Giymek dert giymemek ayrı dert.

Bu sektöre sektörün kendi birikiminin, bankaların, kredilerin yetebilmesi mümkün değil. Dışarıdan bir sermaye girişi şart. Şu anda da önümüzü görmek çok mümkün değil. Sektörün önü 2001’den itibaren açıldı. Mevcut hükümetin ilk günden bu yana sektöre her açıdan inanılmaz bir desteği oldu. Yeterli mi, hayır daha da destek olunmalı.

KDV yükü sektörün üzerinde bir kambur oldu

KDV konusunu aşmadık, aşamadık örneğin. KDV’lerimizi geri alamıyoruz. Bir kambur gibi sırtımızda duruyor. 10 sene taşıyorum KDV yükünü.

Şu anda herkes kulağının üzerine yatmış bekliyor. Herkes bir fırsat kollamaya çalışıyor. Biz de öyle. Hem piyasayı koklayacaksın, hem fırsatları kollayacaksın, bu arada da gol yemeyeceksin. Yani 11 kişiyle rakip kaleye gidecek, kendi kalende de gol yemeyeceksin. Böyle bir dönem geçiriyoruz.

İstanbul’da kira rakamları yüzde 40 azaldı. Özellikle ofis fiyatlarında düşüş var. Maslak’ta düşüş yüzde 50’lerde. Bunların çok artacağını düşünmüyorum. Olması gereken yere düştü.

Daha aşağısı yok ama küçük bir tık yukarısı olabilir. Ofis üretiminde yoğunluk oldu. Arz artarken talep düşük kaldı. Bunun yanında yabancı da çok çıktı. Yerini değiştirecek olanlar da ‘önümüzü görelim’ diyerek ofisinde kalıyor.

Konut fiyatları bir dönem çok yükseldi. Kim alacak bu evleri denilecek rakamlar ortalarda uçuşmaya başladı. Düşük gelir grubuna yönelik evlerin yapılmıyor olması çok eleştirildi.

Herkesin barınma ihtiyacını karşılayacak evini satın alabileceği bir ortamı yaratmak devletin asli görevidir. Hele hele de İstanbul için konuşuyorsak… Konfor anlayışı değişti, çıta yükseldi. Dünyanın neresinde olursa olsun insanlar ne şartlarda yaşıyorsa bunu köydeki Mehmet Efendi de, okuldaki Alican da görüyor. Gören insan da istiyor. Devlet olarak siz vatandaşınızın barınma ihtiyacını karşılamak zorundasınız. Arsayı üretecek olan devletin kendisi, maliyeti düşürecek olan da devletin kendisi.

İstersen KDV’yi muaf tutarsın. Vergi, resim ve harçları muaf tutarsın. Bunlar maliyetin yüzde 25’i. Arsa fiyatlarını yüzde 25’e düşürürsün. Bugün satılan tutarın dörtte birine düşer fiyat; her nerede yer alıyorsanız. Bin metrekarelik yerden ev alıyorsanız metrekaresini 250 dolara düşürmek mümkün bugün. 4 bin dolara ev alıyorsanız bin dolara indirmeniz mümkün. Bunu TOKİ yapıyor, daha çok yapmalı. Devlet şehrin içindeki insanların evlerini alıp o arsaları yeşil alan yapacak, o insanları da şehrin dışında metro ve  banliyölerde medeni, modern alanlara taşıyacak. Çekmeköy, Başakşehir, Halkalı Ulaşımı da sağlanmış bölgeler bunlar. İnsanların deprem riski altında can güvenliğinin olmadığı bir noktada, gelişmiş ülkelerle yarışacak çocukları buralarda yetiştirmesi mümkün değil. Dolayısıyla bugün daha medeni, konforlu yapıların yapılması ivedi bir ihtiyaçtır.

“Şu anda en çok dikkat ettiğimiz şey pahalı arsa, pahalı proje almamak. Sektöre bilen bilmeyen girdiği için çok pahalı yerler alındı. Hesabın tutması mümkün değil. Şimdi bu yerleri satmaya çalışıyorlar. Diyoruz neden bu kadar pahalıya aldın, bambaşka bir sektörden gelmiş rüzgara kapılmış, herkes alıyor diye almış. Şimdi bizim bugün bu ortamda en çok dikkat ettiğimiz şey, pahalı bir sözleşme yapmamak. Alım gücüyle denkleştirebileceğimiz yerleri almaya çalışıyoruz. Bu dengeyi tutturamayan firmalar zor duruma düşecek. Alıcıların bu noktada şirkete işin ehli mi değil mi bakması lazım. Çünkü bu sefer ne yapacak, fiyatı tutturamadığı için kaliteden feragat etmek zorunda kalacak. Kaliteden ödün vermesi; bugünün akıllı binalarında bambaşka bir sorun. Bunlar kendi kendine yaşayan binalar. Nefes alıyorlar, yaşıyorlar bir tek yürümüyorlar…”

Adı kentsel dönüşüm, kendisi yapısal…Türkiye’de kentsel dönüşümün sadece adının olduğunu, yapılanın Yapısal Dönüşüm olduğunu söyleyebiliriz. Gerçekten de yapılar dönüştürülüyor, binalar yıkılıp yeniden yapılıyor. Ada bazında büyük dönüşüm projeleri bir elin parmaklarından da az.  “Eleştiriyorum ama ben de yapıyorum. Aksi halde çıkmam lazım. Türkiye ivedi olarak kentsel dönüşümü hızlandırmalıdır” dedi.

Yatak odalarının yüzde 90’ındaki oksijen yetersiz,“Mevcut malzemelerle bir yatak odasındaki oksijen bir insanın bütün gece ciğerlerine yetmeyecek derecede az. Evinizdeki odanızla havalandırmanız yoksa, hava sirkülasyonu sağlamıyorsanız, gece ciğerlerinizi oksijenle dolduramıyorsunuz, sabah da yorgun kalkıyorsunuz. Şu an mevcut binaların çoğu, minimum yüzde 90’ı böyle. Evet bu binaları da biz yaptık ama o zamanın materyalleri, teknolojisi, yapı elemanları öyleydi.

Şeker var, un var, yağ var “İnşaatçılarımız dünyada marka. İnşaat malzemeleri sektörümüz de marka olma yolunda. Seramikte, vitrifiyede çok ciddi yarıştayız. Dubai’deki binaların çoğu Türk demiri, Türk malzemeleri ile yapılıyor. Yani Erbakan’ın dediği gibi şeker var, yağ var, un var, helva yapmak kaldı geriye. Hükümet desteği de var. Şehrin banliyölerine akıllı binalar yapılması ile sektör önemli bir dönüşüm yaşayabilir.”

Şu anda yaptığımız binalar 500 yıl yaşayacak

“Barınma ihtiyacından, konforlu yaşam beklentisi dönemine geçtik. Artık teknolojik, sağlıklı, çocuklarımızı iyi yetiştirebileceğimiz yapılar ön plana çıktı. Şehirleşme paralelinde otoparklı ve güvenlikli, şehrin silüetini de göz önünde tutan yapılar ortaya çıkarılması gerek. Bütün bunları yoğurup düzgün bir ekmek haline getirmemiz gerek. Bundan önce yaptıklarımız 30-40 yıllık binalardı. Şimdi yaptıklarımız 300 yıllık, 500 yıllık binalar, asırlık binalar.”

Yücel Yalçınkaya

Yalçınkaya İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı

O Ü İşletme Analisti

Bu haber 312 kez okundu.
Dünya - 13:10 A A
BENZER HABERLER

YORUM BIRAK

YORUMLAR

Hiç yorum yapılmamış.
Beni Twitter’da takip et
%d blogcu bunu beğendi: