18° Açık
  • EURO
  • DOLAR

Yalçınkaya’dan dikkat çeken uyarı, 2 milyonluk stok erimeden inşaatın krizden çıkması güç

Anadolu Asiad Yönetim Kurulu Başkanı Yücel Yalçınkaya, T Haber Ajans Müdürü Yasemin Kurt’a konuk oldu. Yalçınkaya İnşaat ve İstanbul GYO Yönetim Kurulu Başkanı da olan Yücel Yalçınkaya İnşaat sektörü neden krizde? Ne zaman canlanır sorusunu T Haber Ajansı için cevapladı;   İnşaatın hiçbir zaman sadece tek başına inşaat anlamına gelmediğini, aynı zamanda çimento, demir, mobilya, […]
Ekonomi - 18 Ağustos 2019 00:20 A A

Anadolu Asiad Yönetim Kurulu Başkanı Yücel Yalçınkaya, T Haber Ajans Müdürü Yasemin Kurt’a konuk oldu.

Yalçınkaya İnşaat ve İstanbul GYO Yönetim Kurulu Başkanı da olan Yücel Yalçınkaya İnşaat sektörü neden krizde? Ne zaman canlanır sorusunu T Haber Ajansı için cevapladı;

 

İnşaatın hiçbir zaman sadece tek başına inşaat anlamına gelmediğini, aynı zamanda çimento, demir, mobilya, beyaz eşya demek  olduğunu vurgulayan Yalçınkaya; 2018’in üçüncü çeyreğinde gayrisafi yurt içi hasılanın yüzde 8.4’ünün, toplam istihdamın ise yüzde 7.1’inin inşaattan geldiğini hatırlatarak buna çevresindeki sektörlerin de eklenmesiyle ekonominin neredeyse dörtte birinin inşaata bağlı olduğu görüldüğünü belirtti.

Ülke ekonomisinin “lokomotifi” haline getirilen inşaat sektörünün birçok iş kolunu da etkilediğini ifade eden Yalçınkaya, sadece konut sektörünün yaklaşık 250-300 iş koluna hitap ettiğini vurgululuyor.

Ekonomik krizinin bitmesi için inşaatın krizinin bitmesi lazım diyerek konuşmasına devam eden Yalçınkaya; bunun için de ekonomik krizin bitmesi gerektiğini belirtiyor.

100 bin liralık konut kredisi alanın 10 yılda 300 bin lira ödeyeceğini kaydeden Yalçınkaya; “Bu seviyeden kredi almak için insanın aklını peynir ekmekle yemiş olması lazım. Yani kredi faizlerinin düşmesi, inşaatın canlanması için birinci koşul.” diyerek konuşmasına şöyle devam ediyor:

“Öte yandan tüketici güveninin de artması lazım. İnsanlar, “Çalıştığım şirket krizde batar da işsiz kalır mıyım?” endişesini üzerinden atmalılar ki, geleceğe güvenle bakabilsin, çekinmeden uzun vadeli borcun altına girsinler. (Buna iktisatta “tüketici güveni” deniyor. Tüketici güveni şu anda diplerde geziniyor.)

Yalçınkaya önerilerini şöyle sıraladı, İnşaatın canlanması için faizlerin düşmesi, Tüketici güvenin artması gerekiyor.

Bu iki koşul yerine gelince her şey düzelecek mi, elbette yeterli olmaz, İnşaat, ekonomik kriz başlamadan çok önce krize girmişti. Dünya Bankası’nın geçtiğimiz ay yayınladığı rapora göre Türkiye’de konut fiyat artışı 2010-2017’de kira artışını solladı, geçti. Konut yatırımının kirayla kendini amorti etme süresi uzadıkça uzadı. Neticede konut yatırımı cazibesini yitirdi. Ekonomi krize girmeden çok önce konut satışlar düşmeye başlamıştı. Hemen ardından konut fiyatları reel olarak da gerilemeye başladı. (Yani konut fiyat artışı, enflasyonun gerisinde kaldı.)

Konutun kendini amorti etme süresi bu kadar uzamışken, satışlar düşer, fiyatlar reel olarak gerilerken inşaatın canlanması kolay değil.

Artık ahiret sorusunu soralım: Bir zamanlar marketten peynir ekmek gibi konut satan inşaat sektörü bu hallere nasıl düştü?

Ekonomik krizle ilgisi olmayan bir nedenden: Arzın talebi aşmasından.

Arz dediğimiz şey, konut üretimi. Talep de burada konut almak isteyen vatandaşlar oluyor…

Bundan 9-10 yıl önce İstanbul’un merkezine 40 kilometre uzaklıkta, arabayla 2 saatte gidilebilen semtlerdeki projeler maketten kapış kapış satılıyordu. Hem de milyon dolarlara… Allah’ın dağındaki konutlar bu kadar para kazandırmaya başlayınca kazma küreği alan müteahhit boş bulduğu yeşil alana koştu, dağ taş apartman bloklarıyla doldu.

Sadece İstanbul veya büyük şehirlerde değil, Anadolu’nun pek çok yerinde de aynı şey oldu. Kısa bir süre önce ziyaret ettiğim Amasya’da, bir zamanlar elma bahçesi olan arazilerin müteahhitler tarafından dümdüz edildiğini, yerlerine apartman blokları dikildiğini anlattılar örneğin…

Arz talebi işte böyle aştı. Hem de ne aşma. Bugün Türkiye genelinde alıcı bekleyen 2 milyon boş konutun olduğu tahmin ediliyor.

2 milyonluk stok erimeden inşaatın krizden çıkması güç,Dağ taş inşaata dönüştürüldü. Rantı en yüksek yerlerden başlanarak yapıldığı için sosyal sorunlar yaşandı. Türkiye’de yaklaşık 2 milyon civarında fazla konut var ve bunların satılması lazım. Peki kime satacaksınız? Konut ihtiyacı olan insanların paralarının olması lazım ama krizle birlikte artan işsizlik, hayat pahalılığı nedeniyle insanların eve ne peşin ne de banka kredisiyle verecek parası yok.”

İktidar bu açmazdan çıkmak için devlet bankaları aracılığıyla ucuz konut kredisi dağıtıyor. Ama sektörden gelen haberler iç açıcı değil: Çünkü hem tüketici güveni düşük, hem satılmayı bekleyen yüz binlerce boş konut var, hem de düşük faiz küçük bir azınlığa ve az sayıdaki projeye veriliyor.

İnşaat sektörünün tek şansı, Türkiye’nin genç nüfusu. Türkiye’de her yıl 600 bin çift evleniyor. 125 bin çift de boşanıyor. Her evlilik, her boşanma, yeni konut talebi (aynı zamanda yeni buzdolabı, yeni çamaşır makinesi, yeni mobilya…) demek. Buna iş veya eğitim için şehir veya semt değiştirenleri, onların üzerine Suriyelileri ekleyin… Karşımıza çok akışkan bir nüfus çıkıyor.

Bu dinamik uzun vadede, 2 milyonluk boş konut stoğunu yavaş yavaş eritecek. Ama bu arada konut fiyatları reel olarak kim bilir nerelere düşecek, kim bilir hangi anlı şanlı inşaat şirketleri konkordato ilan edecek…”

Konuk: Yücel Yalçınkaya

Söyleşi: Yasemin Kurt/T Ajans Haber

Bu haber 501 kez okundu.
Ekonomi - 00:20 A A
BENZER HABERLER

YORUM BIRAK

YORUMLAR

Hiç yorum yapılmamış.
Beni Twitter’da takip et
%d blogcu bunu beğendi: